Skip to content Skip to footer

Psikologlar lisans eğitimlerini psikoloji alanında tamamlamış ve yüksek lisans eğitimlerini de yine uzmanlaşmak istedikleri psikoloji alanlarından birinde tamamlamış kişilerdir. Psikologlar terapi almaya karar verdiğiniz süreçte size eşlikçi olurlar. Size herhangi bir konuda öneri ya da akıl veren kişiler değillerdir. Kendi yolunuzda size eşlik ederek; baş edemediğiniz, tıkandığınız, zorlandığınız ve çare aradığınız yerlerde size ışık tutarak kendinize fayda olmayı sağlarlar.

Psikologlar lisans eğitimini üniversitelerin psikoloji bölümünde tamamlamış ve aldıkları lisans ve yüksek lisans eğitimi ile birlikte terapi verme yetkinliğine sahip profesyonellerdir. Psikiyatristler ise üniversitelerin tıp fakültelerinden mezun olup  Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlamış kişilerdir. Dolayısıyla psikiyatristler ilaç yazma yetkisine sahip iken psikologlar ise tedavi yöntemi olarak psikoterapi uygularlar.

Psikolog seçerken psikolog kimdir sorusunun cevabını hatırlamakta fayda  vardır. Buna bağlı olarak eğitim durumu, aldığı eğitimler ve uzmanlık alanlarının size hitap eden bir psikolog olması önemlidir. Hangi psikoloğa gideceğinize karar verdikten sonra ise ilk seanstan itibaren terapi odasındaki deneyiminizde terapist ile güven ilişkisi kurup kuramadığınıza bakmak, terapistin size verdiği hissiyatı gözlemlemek ve kendinizi o odada rahat hissedip hissetmediğinize bakmak kendiniz için doğru psikoloğu seçip seçmediğiniz ile ilgili bilgi verir.

Günlük hayatınızın herhangi bir noktasında sorun yaşadığınızda, bir şeyler artık iyi gitmediğinde ve bu durumlarla baş etmekte zorlandığınızda beden bazı sinyaller verir. Anlamlandıramadığınız duygular, kaygı, panik atak, yeme ve uyku bozuklukları bu sinyallerden bazılarıdır. Bazen bunları duyup önemsemek ve profesyonel bir destek almak yerine direnç gösterip kendinize iyi gelecek başka aktiviteler yapmayı seçersiniz. Tatile gitmek, sosyalleşmek, alışveriş yapmak bazen de sadece kendi kabuğunuza çekilmek, kendinize bulduğunuz geçici çözüm yollarından birkaçıdır. Terapiye başlamak hazır oluş ve kabul süreciyle doğrudan ilgilidir bundan dolayı ilk önce kendi imdat sesinize kulak tıkamak, zor duygularınıza kapı kapatmak yerine hayatınızı sekteye uğratan duygu ve durumlarla baş etmeyi öğrenmek için kendi elinizden ne kadar erken tutup bir profesyonel destek alırsanız sizin için o kadar iyi olur. Tabii ki terapi almak

için illa spesifik bir sebep olması da gerekmez, yaşam kalitenizi arttırmak, daha sağlıklı ve konforlu ikili ilişkiler kurmak, hayatın getirdiği stres ve kaygılarla baş etmek için gerekli becerileri öğrenmek için de dilediğiniz zaman bir psikoloğa başvurabilirsiniz.

Bu süreç değişkendir. Psikologlar terapinin ne kadar süreceğiyle ilgili kesin bir öngörüde bulunamaz, bulunmamalıdır da çünkü herkesin terapi süreci kendisine özgüdür. Fakat genel anlamıyla terapiler haftada 1 gün olacak şekilde planlanır. Danışanın terapi sürecinin gidişatı ve danışanın iyileşme göstermesine bağlı olarak da sırasıyla iki haftada bir , üç haftada bir ve ayda bir olarak tekrar düzenlenir.

Terapi hem psikoloğun hem de danışanın dahil olduğu bir süreçtir. Terapist gerekli terapötik ilişkiyi danışanıyla kurduktan sonra danışanın da terapi odasında şeffaf olması beklenir. Danışan terapiye getirmek istediği sorun ve konuyu ne kadar açık bir dille ifade eder, ne kadar çok bilgi aktarımı yaparsa terapistin de danışanı tanıması ve danışanın sorunlarına çözüm yolları geliştirmesi o kadar mümkün olur. Dolayısıyla psikolog sorunlarınızı elbet çözer fakat burada danışan olarak sizin de rolünüz ve gönüllülüğünüz çok önemlidir.

Bu soru aslında terapiye başlamayı düşünen çoğu insanın kafasında olan önemli soru işaretlerinden biridir. Psikologların gerek danışanlarıyla ilgili kişisel bilgileri gerek terapide konuşulan herhangi bir konuyu üçüncü bir kişi ile paylaşması söz konusu değildir. Psikologlar terapi süreçlerini meslek etiği çerçevesinde sürdürmelidir, terapi odasında konuşulan her şey orada kalır. Eğer aksi bir durum söz konusu ise bu durum terapist ile paylaşılmalı ve gerekirse terapi sonlandırılmalıdır. Psikoloğa her şey anlatılır diye de bir kural yoktur, bu danışanın ihtiyacına göre şekillenen bir şeydir. Danışan terapi odasına ne getirmek istiyorsa, ne konuşmak istiyorsa o işlenir.

Danışanın terapistten ve terapi sürecinden beklentileri olduğu gibi terapistlerin de danışanlardan birtakım beklentileri vardır. Danışan terapi sürecinde kendi yaşantısını, duygularını, davranışlarını gözlemlemek ve bunları terapide olduğu haliyle terapistine aktarmalıdır. Terapistin sorduğu sorulara da cevap olarak aklına ve diline ilk geleni aynen söylemelidir, açık ve şeffaf olmalıdır. Bu sayede hem terapist danışanını daha hızlı tanır ve sorunlarına baş etme yolları göstermede daha verimli olur. Aynı zamanda bilinçaltına süpürülmüş olan duygu ve düşünceler bilinç yüzeyine çıkar ve tedavi süreci daha etkili bir şekilde sürer.

En yeni blog hikayeleri için bültenimize abone olun!

Call Now Button